Markanızı kim kontrol ediyor? Kaderinizi belirleyen insanlar…
Bu ayın başında boks dünyası Muhammed Ali’yi yenen efsanevi olimpiyat ve dünya ağısiklet boks şampiyonu Joe Frazier’ı 67 yaşında kanserden kaybetti. Sadece üstün ve iyi vuruşlardan öte ‘En Mükemmel’ olan Ali markasının 70 li yıllardaki kahramanlık hikayelerinden birini yaratmıştı. Ali, tıpkı bunun gibi ‘Smokin Joe’ markasının da yaratılmasına da yardımcı olmuştu.
Şüphesiz, Muhammed Ali, ‘kelebek gibi uçup, arı gibi sokabiliyor', medyanın aç karnına bir lokma daha gönderebiliyordu. Fakat ne Ali ne de ‘Joe’, markasının kontrolünü elinde tutuyordu.
Boks dünyası, sizlerinde bildiği gibi ortak bir birlik değil, gelişigüzeldi. Herkes bu işi sadece şu gruplar için yapardı. : Dövüşçüler, hayranlar, haberciler, reklamcılar, halkla ilişkiler uzmanları. Sihayi Müslümanlar bile kendi şöhretleri için yarı yarıya bu gruplara yardım ediyordu. (Her ne kadar dikkatli olmaları gerekse bile)
Aynı şekilde, organizasyonlarda kendi markalarını kontrol edebilir halde değiller. Tüketiciler de. Hiç kimse kontrol edemiyor.Kontrol altında olma fikri geleceği tahmin edilebilir kılar. Fakat gelecekteki yaşanacaklar geçmiştekilerden de bağımsız değildir. Gelecek, doğaçlama bir performansı belirlemek gibidir.Bir bölümünü oynarsınız, fakat bir bölümü oturup yazamazsınız. Maalesef bugünün büyüyen takıntı halini almış bilgi (data) kontrol ve ölçüm tekniklerine rağmen, olmaz. Çünkü piyasa tahmin edilebilen bir süreç değildir. PİYASA DANS ETMEKTİR. Maalesef, bir çok lider halen bu karmaşıklığa cevaben hızla değişmekte, neden sonuç etkisini düşüncesi ve faaliyetleri ile basitçe bu belirsizliklere katkıda bulunmaktadır.
Bunun yerine kalbin ve aklın zekasının izinden gidecekleri, sosyal etkileşimli insan davranışlarına ve kendilerine dönecekleri yerde hala aynı hatayı yapmakta, hırslıca fakat yürümeyen karmakarışık taktik ve teknikler ile başarılı olmaya neden yaratmaya çalışmaktadırlar.
Gerçekten canlı, iddialı ve iz bırakan bir şey yapmak, zevksiz sonuç hesaplamalarının yerini almıştır.
Büyük liderler, bugünün tümörleşmiş piyasasını kavramışlardır. Kuralları, onların getirdiği korku ve egoları kontrol eden olayları bir kenara bırakmak durumunda kalmışlardır. Tek yaptıkları ise, insanların hayatlarına mutluluk ve değer getiren şeylere kendilerini adamalarıdır.
Onlar değişime öncülük eder ve değişimi benimser. Onlar geleceğin kesin olmadığını kabul eder. Onlar insanlara güvenirler ve rüyalarını yaşamalarına yardımcı olurlar. Bu düşünce kontrolünü bırakmak sayesinde, istedikleri nazik ilişkileri ile sonuca ulaşırlar, güvenirler ve ortakça faydalı olana yönelirler. İşbirlikçi gerçekliğin gücü ve iknası sayesinde ilerlerler.
Charles F. Keating şöyle yazmıştır. ‘ İyi düşünülmüş bir problem yarı yarıya çözülmüş bir problemdir’
‘Markanızı kim kontrol ediyor?’ iyi bir problem değildir. Aslında, bir problem bile değildir. Araştırmaya yönelik durumlar içinse, bir laf sanatı sorusu, bugünün dengesiz, kararsız piyasasında başarılı olma konusunda saç baş yolduran bir soru sadece. Diğer herkes için, bir çılgınlık. İş ve işyeri çözülecek bir problem değildir. Bunlar, evrimleşme hikayelerinin ayrılmaz parçalarıdır.
Başarı ise nasıl olduğu bilinmeyen ve sonradan kontrol edilen bir girişimdir.
Başarı bir şey tarafından ilham olunan ve sonradan yapmakla yanıp tutuştuğunuz şeydir.
! ! ! ! ! Fikirler
©







